Motivasyonu biraz fazla romantikleştiriyoruz.
Yeni bir hedef belirlediğimizde hissettiğimiz enerjiye güveniyor, o duygunun bizi sonuca kadar taşımasını bekliyoruz. İlk günlerde gerçekten de işe yarıyor. Yeni bir proje, yeni bir fikir veya yeni bir alışkanlık heyecan yaratıyor.
Sonra hayat araya giriyor. Takvim doluyor, ilk sonuç gecikiyor, işin görünmeyen ve tekrarlayan kısmı başlıyor. Motivasyon azaldığında ise çoğu zaman sorunu kendimizde arıyoruz: “Yeterince istemiyor muyum?”
Bence daha doğru soru şu:
Devam edebilmek için yalnızca isteğime mi güveniyorum, yoksa beni taşıyacak bir sistem kurdum mu?
Motivasyonun görevi başlatmaktır
Motivasyon değersiz değildir. Tam tersine, sıfırdan bire giden her yolculukta çok güçlü bir başlangıç enerjisi sağlar. Henüz ortada sonuç yokken ilk adımı attırır, belirsizliği aşmak için cesaret verir ve hedefle duygusal bir bağ kurar.
Ancak motivasyonun doğası gereği dalgalı olduğunu kabul etmek gerekir. Aynı hedef pazartesi sabahı heyecan verici, yoğun bir perşembe akşamı ise ağır görünebilir. Duygunun değişmesi, hedefin yanlış olduğu anlamına gelmez.
Motivasyona sürdürülebilir bir yakıt gibi davranmak yerine onu bir ateşleme sistemi olarak kullanmak daha gerçekçidir. Enerjinin yüksek olduğu anda yönü, ilk adımı ve çalışma düzenini belirlemek gerekir.
Disiplin, kendini zorlamak değil; pazarlığı azaltmaktır
Disiplin çoğu zaman her gün kendini zorlayabilen güçlü insanların özelliği gibi anlatılır. Ben disiplini biraz farklı görüyorum.
Disiplin, doğru davranışı her seferinde yeniden tartışmak zorunda kalmayacağımız bir düzen kurmaktır.
Ne zaman başlayacağınız, ilk adımın ne olduğu veya ne kadar çalışacağınız her gün yeniden karara dönüşüyorsa zihinsel enerji hızla tükenir. İyi bir sistem bu pazarlıkların sayısını azaltır.
İş hayatında da durum aynıdır. Yeni bir ürün veya pazar fikrinin başlangıcında enerji yüksektir. Asıl sınav; dokümantasyon, takip, müşteri geri bildirimi, entegrasyon ayrıntıları ve tekrar eden iyileştirmeler başladığında gelir. Fikri çalışır bir yapıya dönüştüren şey başlangıç heyecanı değil, düzenli ilerlemeyi mümkün kılan sistemdir.
İlk yazılımımdan kalan ders
İlk bilgisayarıma sahip olduğum yıllarda, bana hediye edilen Delphi 5 kitabıyla basit bir telefon rehberi uygulaması yazmaya çalışıyordum. Defalarca denedim ve çalıştıramadım. Bir noktada kitabı okulun kütüphanesine verip vazgeçmek istedim.
Bilgisayar öğretmenim kitabı kabul etmedi ve yeniden denemem için beni cesaretlendirdi. Yaklaşık iki hafta sonra uygulama çalıştı.
O hikayeyi bugün yalnızca “Vazgeçmedim ve başardım” diye okumuyorum. Daha önemli iki ders görüyorum.
Birincisi, ihtiyacımız olan motivasyon her zaman içimizden gelmez; bazen doğru insan bizi yeniden harekete geçirir. İkincisi, cesaretlendirilmek tek başına sonucu üretmez. Sonuca götüren, yeniden masaya dönmek ve problemi küçük parçalar halinde çözmeye devam etmektir.
Motivasyon beni masaya geri getirdi. İlerlemeyi ise tekrar kurdu.
Kendi sistemimde kullandığım dört ilke
1. Enerji varken bir sonraki adımı belirlemek
Yeni bir hedef heyecan veriyorsa bu enerjiyi yalnızca düşünmek için değil, sistemi kurmak için kullanırım. Takvimde ilk zamanı ayırmak, başarı ölçüsünü belirlemek ve bir sonraki somut adımı yazmak başlangıç enerjisini yapıya dönüştürür.
2. En küçük sürdürülebilir hareketi tanımlamak
Her gün mükemmel performans gösteremeyiz. Bu nedenle yoğun bir günde bile yapılabilecek en küçük anlamlı hareketi önceden belirlemek faydalıdır. İlerleme bazen iki saatlik derin çalışma, bazen yalnızca problemi doğru cümleyle tanımlamaktır.
3. İlerlemeyi görünür kılmak
Uzun vadeli hedefler günlük hayatta sessizdir. Tamamlanan adımları, öğrenilenleri ve bekleyen engelleri görünür hale getirmek hem karar kalitesini artırır hem de motivasyonu yeniden besler.
4. Yeniden başlama kuralı koymak
Bir gün aksatmak başarısızlık değildir. Asıl risk, tek bir kopuşu yeni normal haline getirmektir. İyi bir kişisel sistem yalnızca devam etmeyi değil, koptuktan sonra nasıl geri dönüleceğini de tanımlar.
Liderlikte de ilham tek başına yetmez
Ekipler için de aynı ilke geçerli. Bir konuşma insanları kısa süreliğine harekete geçirebilir. Ancak hedefler belirsiz, sorumluluklar karışık ve geri bildirim döngüsü zayıfsa ilham hızla dağılır.
Liderin görevi sürekli motivasyon dağıtmak değildir. İnsanların anlamlı bir hedef görebildiği, ilerlemeyi ölçebildiği ve doğru davranışın kolaylaştığı bir ortam tasarlamaktır.
Motivasyon hala önemlidir; çünkü bize neden başladığımızı hatırlatır. Disiplin de önemlidir; çünkü duygu değiştiğinde hareketi korur. Fakat ikisini birbirine bağlayan asıl güç sistemdir.
Hedefinize ulaşmak için bugün daha fazla motivasyona mı ihtiyacınız var, yoksa motivasyonunuz azaldığında da sizi taşıyacak daha iyi bir sisteme mi?